MECBURİ HİZMET YÜKÜMLÜLÜĞÜNE İLİŞKİN KEFALET SENETLERİNİN İPTALİ

15 EKİ

MECBURİ HİZMET YÜKÜMLÜLÜĞÜNE İLİŞKİN KEFALET SENETLERİNİN İPTALİ

MECBURİ HİZMET YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE KEFALET SENEDİ NEDİR?

Mecburi hizmet yükümlülüğü, kamu kurum ve kuruluşları adına yurt içinde veya yurt dışında eğitim gören, uzmanlık alan kamu görevlilerinin ya da belirli statüdeki personelin; aldıkları eğitim süresiyle orantılı olarak idareye hizmet etmekle yükümlü kılınmasıdır. İdareler, bu yükümlülüğün ihlal edilmesi ihtimaline binaen personelden ve onların müteselsil kefillerinden noter onaylı "Yüklenme Senedi ve Müteselsil Kefalet Senedi" talep etmektedir.

Ancak bu senetler, çoğu zaman yasal mevzuat sınırlarını aşan, personelin fiilen gerçekleştirdiği çalışmaların karşılığı olan hakedişleri de (maaş vb.) içeren ve Anayasa’nın temel ilkelerine aykırılık teşkil eden ağır mali yükümlülükler barındırmaktadır. Yükümlülüğün ihlali durumunda, idarece personelden ve kefillerden yüksek tutarlı borç tahakkukları talep edilmekte; bu durum ise kefalet senedinin iptali ve borçlu olunmadığının tespiti davalarını zorunlu kılmaktadır.


KEFALET SENETLERİNİN İPTALİ VE GEÇERSİZLİK GEREKÇELERİ    :

Yargı mercileri ve özellikle yüksek mahkemeler, mecburi hizmet yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunda idarenin talep edebileceği masrafların sınırını net bir şekilde çizmiştir. Kefalet senetlerinin kısmen veya tamamen iptal edilmesini sağlayan temel hukuki gerekçeler şunlardır:

•    Maaş Ödemelerinin Geri İstenememesi (Angarya Yasağı): Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre mecburi hizmet yükümlülüğü bulunan kamu görevlisinin fiilen görev yaptığı süre boyunca aldığı maaşlar, çalışmasının karşılığıdır. Yükümlülük ihlal edilse dahi bu maaşların ve bunların %50 fazlasının cezai şart olarak geri istenmesi, Anayasa’nın "Angarya Yasağı" ilkesine aykırıdır. Dolayısıyla, maaş geri ödemelerini içeren senet hükümleri hukuken geçersizdir.

•    Kefilin Sorumluluğunun Sınırlandırılması: Türk Borçlar Kanunu (TBK) uyarınca, kefalet sözleşmelerinde kefilin sorumlu olacağı azami miktarın ve kefalet tarihinin el yazısıyla belirtilmesi zorunludur. Gelecekte doğacak ucu açık mali yükümlülüklerin yer aldığı, miktar sınırının belirsiz olduğu veya kanuni şekil şartlarına uyulmadan düzenlenen kefalet senetleri geçersizlik yaptırımı ile karşı karşıya kalır.

•    Mazeretlerin Varlığı (Eş Durumu ve Sağlık): Haklı sağlık mazeretleri veya Anayasal koruma altındaki aile birliğinin korunması ilkesi gereğince, mecburi hizmetin devri ya da kaldırılması taleplerinin idarece haksız şekilde reddedilmesi, senedin takibe konulmasını hukuka aykırı hale getirir.


KEFALET SENEDİNİN İPTALİNDE GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME    :

Mecburi hizmet sözleşmelerinden ve kefalet senetlerinden doğan uyuşmazlıklarda görevli yargı kolu, sürecin hangi aşamasında olunduğuna göre değişkenlik göstermektedir:

•    Adli Yargı (Asliye Hukuk Mahkemeleri): İdarenin ilgili kefalet senedine dayanarak personele borç tahakkuk ettirmesi, ödeme emri göndermesi ya da doğrudan alacak talebinde bulunması durumunda açılacak dava Menfi Tespit ve İstirdat (Geri Alma) Davasıdır. Uyuşmazlık Mahkemesi kararları doğrultusunda, yüklenme ve kefalet senetlerinden kaynaklanan bu tür alacak uyuşmazlıklarının çözümünde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir.

•    İdari Yargı (İdare Mahkemeleri): Personelin mecburi hizmet yükümlülüğünün kaldırılması veya mecburi hizmetin başka bir kuruma devri yönündeki başvurusunun idare tarafından reddedilmesi halinde, bu idari ret işleminin iptali istemiyle İdare Mahkemesinde dava açılması gerekmektedir.

Yetkili Mahkeme, davalı idarenin bulunduğu yer veya genel yetki kuralları uyarınca uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenen yer mahkemesidir.


DAVA AÇMA SÜRELERİ VE HUKUKİ SÜREÇ    :

İdari yargıda açılacak iptal davalarında dava açma süresi, idarenin ret kararının ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gündür.

Adli yargıda açılacak menfi tespit davalarında ise idare tarafından başlatılan takiplere ve çıkarılan borç yapılandırmalarına karşı hak düşürücü veya zamanaşımı süreleri geçirilmeden, gecikmeksizin aksiyon alınması önem arz eder. İdarenin haksız rücu ve tahsilat işlemlerinin önüne geçilebilmesi adına, açılacak davada mahkemeden mutlaka yürütmenin durdurulması veya icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulması talep edilmelidir.


SONUÇ    :

Mecburi hizmet yükümlülüğünü çeşitli nedenlerle tamamlayamayan kamu personeli ve onlara kefil olan vatandaşlar, idarenin mevzuata aykırı fahiş borçlandırmaları karşısında çaresiz değildir. Hukuk büromuz, idare hukuku ve borçlar hukuku alanındaki uzmanlığıyla, taahhüt ve kefalet senetlerinin yasalara aykırı maddelerinin iptal edilmesi, borç yükünün kaldırılması ve haklarınızın korunması süreçlerinde profesyonel hukuki destek sunmaktadır. Maruz kaldığınız borç tahakkukları ve kefalet riskleri ile ilgili hak kaybına uğramamak adına hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.